7 Temmuz 2014 Pazartesi

Kıbrıs'ın plajları, Karpaz ve Son Kale Bufavento


Haziran sonunda Kıbrıs'a vardığımda yine sıcak bi hava bekliyordu beni; neyse ki gece uyutmayan, gündüz bayıltan sıcaklar daha gelmemişti. Kuzey Kıbrıs'ta daha önce adanın kuzeybatı kısmını gezmiştim. Bu sefer rotamız koruma altındaki Karpaz'a doğru.

Akşamüstü Girne'den çıktık yola. Ercan'a da uğrayıp İskele üzerinden Karpaz'a kadar 3 saatten uzun sürdü yolumuz. Dönüşte kuzeydeki yoldan daha kısa zamanda döndük Girne'ye.


Karpaz adanın o sivri, doğudaki ucunda yer alıyor. Vahşi doğada yaşayan yaban eşekleri ve bozulmamış doğasıyla meşhur. Gece hava karardığında en sivri nokta olan Zafer Burnu'ndan hemen öncesine kurulmuş Seabird'e ulaştık. Karpaz bölgesine büyük turistik tesisler kurulmasına izin verilmiyor. Seabird gibi bir kaç küçük turistik tesis de bungalovlardan oluşuyor. Gördüğüm kadarıyla içlerinde en güzeli Seabird. Gecelik iki kişilik bungalova 200 TL istiyorlar ve bu fiyata sabah kahvaltısıyla akşam yemeği dahil (içecekler ve normal menünün dışına çıkan istekler ekstraya giriyor).


Seabird 10-15 bungalovluk bir tesis. En güzel yanı denizinin çok temiz olması. Büyük turistik tesislere izin verilmediği için kirlenmeyen denizi şimdiye kadar gördüğüm en güzel denizlerden biri... Bungalovlar da gayet rahat; önlerindeki verandalar da denize karşı bir şeyler içmek için ideal.


Gece çok geç olmadan yatıp sabah erkenden kalkıyoruz. Kahvaltımızı yapıp iniyoruz denize. Çok fazla insan olmadığı için plajı da kalabalık değil. Hafif serin gibi ilk başta suyu ama benim gibi soğuk suyu hiç sevmeyen biri bile girebildiysem gayet sıcak demek ki suyu. Turkuaz rengi suyun keyfini saatlerce çıkarıp öğlen yemeğini müteakip yeniden gelmek üzere terk ediyoruz Seabird'ü. Önce Zafer Burnu'na gidiyoruz. Çok bozuk bi taşlık yolu var Zafer Burnu'nun. İste o sivri burun burası. Kayalıklardan suya giren bir kaç turist var etrafta. (Hatta mayolarını getirmemiş bur kaç kişi çıplak yüzüyordu.) Rum radyolarına alışkınız Kıbrıs'ta ama burada Lübnan radyoları da çekiyor AM bandında.


Zafer Burnu'ndan daha ötesi yok adanın, dönüşe başlıyoruz yavaş yavaş. İlk olarak Apostolos Andreas Kilisesi'ne uğruyoruz. Yolda Altınkum'un yanından geçiyoruz. Burası da güzel bir kumsal. Hemen üst tarafında yine bungalovlu bi tesis var; bi dahakine en azından bir günlüğüne burayı da deneyebilirim.  Tadilattaki bu kiliseden sonra Dipkarpaz'daki kilisenin yanından Girne'ye doğru devam ediyoruz. Daha önce Kuzey Kıbrıs'taki üç kaleyi (Kantara, St. Hillerion ve Girne) görmüştüm. Kantara ve St. Hillerion'la beraber dağların tepesine inşa edilmiş Bufavento'nun adanın korunması için önemli bir görevi vardı: Adaya gelen saldırıları gözetlemek. Birbirleri ve aşağıdakilerle ateş yardımıyla haberleşebilen kaledekiler adanın her yerine hakim konularıyla mükemmel bir manzaraya sahiptiler. Adanın savunması için Girne Kalesi gibi sahildeki kalelere güvenmeye başlayınca zirvedeki kaleler gözden düşmüş. İşte Bufavento Kalesi Beşparmak Dağları'nın zirvesi de terk edilmiş bir halde böyle bir manzarayla karşıladı bizi. Girne'ye yaklaşırken Acapulco Oteli geçince sola dönüp ardından okları takip ederek ulaştık kaleye çıkan patikaya. Bu arada yollar tek araba geçebilecek kadar ve aşağısı uçurum. O yüzden benim gözüm özellikle gidişte biraz korktu. Arabayı bırakınca tepeye kadar olan yol da gayet dik ve yorucu. Dolana dolana tırmanıyoruz zirveye. Baştan sizleri uyarayım.

Bufavento Kalesi'ne ulaşınca bizi büyüleyici bir manzara karşılıyor. Bi tarafta Girne, devamında Karpaz'a doğru sahil şeridi, diğer tarafta Lefkoşa... Panaromik bir şekilde adanın çoğu yerine hakim bir konumda kale.

Büyüleyici manzarayı terk edip dönüyoruz geriye. Kıbrıs gezimin devamında Kıbrıs'ın klasiği olan plajlarda geçirdik vaktimizi. İki plajı anlatıp bitireyim bu seferki Kıbrıs gezimi: İlk gün Alagadi Plajı'na gittik. Şezlong ve şemsiye sunmayan bir halk plajı burası. Girişte araç başına 3 TL ücret alıyorlar. Plaj güzel ve uzun suyu da fena değil. Etrafta yeme içme mekanı, duş ve tuvalet de var. Kaplumbağaların yumurtlama sahası olduğundan etrafta yuvaları çevreleyen kafesleri görebilirsiniz. İkinci gün bu sefer Escape Plajı'na (Çıkartma Koyu) gittik. Burası girişi kişi başı 20 TL olan, sık sık şezlonglar yerleştirilmiş, suyu merkeze yakın olduğundan çok da temiz olmayan bir plaj. Eğer şu cıstak cıstak plajları seviyorsanız sizlik bir yer seviyorsanız kaçın kesinlikle. İkisi de kesinlikle Karpaz'daki deniz-güneş-plaj üçlüsüyle karşılaştırılamayacak yerler. Elbette Kıbrıs'ta her denize girmeye Karpaz'a gidilemez lakin Karpaz'ın da tadı damağımda kaldı beya! Yine geleyim buralara...


Fotoğraf Listesi:

1- Apostolos Andreas Kilisesi

2- Dönüş yolunda arabamızın dibine kadar gelen yaban eşeği
3- Bufavento Kalesi'nden Lefke'ye doğru manzara
4- Seabird'ün bungolovları ve sahili
5- Kaldığımız bungolovun yanında yemek arayan yaban eşeği

Önerilen Sayfalar:


* Kıbrıs'ın diğer kısımları için:

Kıbrıs'ın kaleleri ve yiyelim içelim

* Ege Denizinde bir başka ada:

- Gökçeada

* Bungolovda doğayla içiçe tatil meraklılarına Olympos'un son durumu:

Olympos çok bozdu abi

* Başka bir Ada deneyimi Bozcaada:

- Bozcaada'da kısa bir tatil

* Karpaz Milli Parkı'na benzer bir yer Cape Town - Ümit Burnu:

- Cape Town'da Yılbaşı Zamanı 6 Gün

* Akdeniz'de bir başka Ada
- Malta

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder